Emre bir akşamüstü babasının çalışma odasına girdi. Duvarları boydan boya kaplayan ahşap kitaplıktaki binlerce kitaba hayranlıkla baktı. "Babacığım, bu kadar çok kitabı neden okuyorsun? Kitaplar gerçekten ne işe yarar?" diye sordu. Babası elindeki kitabı masaya bıraktı ve oğlunu yanına oturttu. Sıcak bir tebessümle: "Kitaplar bizim kanatsız uçmamızı sağlayan büyülü köprülerdir evladım," dedi.
"Bir kitap açtığında yüz yıl önceki bir bilginle sohbet edebilir, okyanusun en derin noktasına dalabilir veya hiç gitmediğin bir ülkenin sokaklarında dolaşabilirsin. Kitaplar bize başkalarının duygularını anlama gücü, yani empati kazandırır. Hayal gücümüzü inşa eder ve zihnimizi zenginleştirir. Kitap okuyan bir insan asla yalnız kalmaz," diye ekledi. Emre o günden sonra kitaplara bambaşka bir sevgiyle sarıldı.
| Kelime | Sözlük Anlamı | Örnek Cümlem |
|---|---|---|
| Şefkat | Sevecenlik, içten gelen koruyucu sevgi | |
| İnşa Etmek | Yapmak, kurmak veya oluşturup geliştirmek | |
| Empati | Kendini başkasının yerine koyup anlama becerisi | |
| Hevesli | Bir işi yapmaya çok istekli ve arzulu |