Güneşli bir vadide, rengarenk kanatlarıyla gururlanan minik bir kelebek uçuyordu. Kelebek, vadideki çiçeklerin yanından geçerken "Ben bu vadinin en güzel canlısıyım, hiçbiriniz benim kadar zarif değilsiniz!" diyerek kibirlenirdi. Mor çiçekli lavanta ise sessizce kokusunu yayar, kelebeğin bu kırıcı sözlerine tebessümle karşılık verirdi.
Bir öğleden sonra aniden kara bulutlar gökyüzünü kapladı. Şiddetli bir rüzgâr çıktı ve yağmur damlaları hızla düşmeye başladı. Kanatları ıslanan kelebek uçamaz hale geldi ve çaresizce sığınacak bir yer aradı. Lavanta hemen dallarını açarak "Küçük kelebek, yapraklarımın altına gel, burada fırtına dinene kadar güvendesin." dedi. Kelebek fırtına bittiğinde lavantadan özür diledi ve asıl güzelliğin alçakgönüllülük ve yardımseverlik olduğunu anladı.