Ormanın derinliklerinde bilge bir Meşe Ağacı yaşardı. Gövdesi bir filin bacağı gibi kalın, yaprakları zümrüt gibi yemyeşildi. Sonbahar rüzgârı esmeye başladığında Meşe Ağacı sarı ve turuncu yapraklarını bir halı gibi toprağa sererdi.
Meşe Ağacı sadece palamut vermekle kalmaz, geniş dallarıyla kuşlara güvenli yuva, gölgesiyle yorgun tavşanlara serin bir dinlenme yeri sağlardı. Ormandaki tüm sevimli hayvanlar Meşe Ağacı'nı koruyucu bir dede gibi sever, her sabah neşeyle selam verirlerdi.
Sevimli sincap Fındık ile Çilli Kuş, kış hazırlığı yapıyorlardı. Meşe Ağacı dallarını hafifçe salladı. Pıtır pıtır onlarca taze meşe palamudu döküldü. Sincap Fındık sevinçle zıpladı: "Teşekkür ederiz koca yürekli ağacımız, bize kış için harika bir sürpriz yaptın!" dedi.
Sincap topladığı palamutların bir kısmını kışın yemek için toprağa gömdü. Bahar geldiğinde gömülen o palamutlar filizlendi ve ormanda minik meşe fidanları yeşerdi. Doğa, kendisine sevgiyle yaklaşan herkese cömertçe kucak açardı.